Sosyal ve Ticari Hayatta İstikamet Üzere Olmak

Sosyal ve Ticari Hayatta İstikamet Üzere Olmak

Allah Teâlâ’ya kulluk etmek için yaratılmış olan insanoğlunun sahip olması gereken en büyük değer imandır. Bu itibarla nimetler içerisinde en kıymetlisi ve en önemlisi iman nimetidir. Büyük şair merhum M. Akif Ersoy’un da dediği gibi,

“İmandır o cevher ki, İlâhi ne büyüktür.

İmansız olan paslı yürek sînede yüktür.”

Sosyal ve Ticari Hayatta İstikamet Üzere Olmak

Ancak şu kadarı var ki, kâmil bir mümin olabilmek için sadece inanmış olmak yeterli değildir. İman ile birlikte inandığı değerler doğrultusunda bir hayata da sahip olmak gerekir. Zira imanın göstergesi salih ameller ve güzel ahlaktır. Dolayısıyla aslolan iman ettikten sonra dosdoğru bir hayat yaşamaya gayret etmektir. Bu itibarla Kur’an ve Sünnet’in üzerine en çok vurgu yaptığı kavramlardan birisi de “istikamet”tir. İstikamet genel itibariyle “dinî ve ahlâkî hükümlere uygun bir hayat sürme, her türlü aşırılıktan sakınma, Allah’a itaat edip Hz. Muhammed’in sünnetine uyma” şeklinde açıklanmıştır.

Sosyal ve Ticari Hayatta İstikamet Üzere Olmak

Süfyan b. Abdullah (r.a.) bir gün Hz. Peygamber’e, “Bana İslâm’ı öylesine anlat ki, onu bir daha senden başkasına sorma ihtiyacı hissetmeyeyim” der. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) ona şöyle cevap verir: “Allah’a iman ettim de! Sonra da istikamet üzere dosdoğru bir hayat yaşa.”

İstikamet, hayatın her alanında imanına yaraşır bir disiplinle yaşama gayretidir. Mü’min nerede bulunursa bulunsun, hangi konumda ve görevde olursa olsun, her zaman ve her durumda istikamet üzere bir hayat için mücadele etmelidir. Bu itibarla istikamet, esasında mümince bir duruşun ve mümince bir hayatın adıdır. Nitekim istikamet üzere yaşamak sadece bireysel ibadetler söz konusu olduğunda değil, kişinin sosyal yaşamında da dikkate alması gereken kilit kavramlardan birisidir. Zira mü’min Allah’a olan ibadetlerinde olduğu gibi insanlarla olan münasebetlerinde de istikamet üzere bir yaşamın ilkelerine göre hareket etmelidir. Bu nedenle sözlerinde ve davranışlarında doğruluk ve dürüstlük üzere bir yaklaşımı elden bırakmamalıdır.

Sosyal ve Ticari Hayatta İstikamet Üzere Olmak

Mü’min öncelikle sözlerinde istikamet üzere olmalı. Konuşurken doğru konuşmalı, yalanı hayatından çıkarmalı, insanlara diliyle zarar vermemeli. Zira Rabbimiz, “Ey iman edenler! Allah’a itaatsizlikten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin, günahlarınızı bağışlasın.” (Ahzab, 33/70) buyurarak bireysel ve sosyal hayatın ıslahı için sözün istikamet üzere olmasına işaret etmektedir. Bu itibarla mümin, dilinden ve elinden sadır olacak hatalara karşı daha dikkatli olmalı, “Muhammedü’l-Emin” olan bir peygamberin ümmeti olarak etrafına güven vermeli, yalandan, iftiradan, suizandan, kötü sözden ve gıybetten uzak durmalı, insani ilişkilerinde dürüstlük ve samimiyeti elden bırakmamalıdır.

Sosyal ve Ticari Hayatta İstikamet Üzere Olmak

Sosyal hayat içerisinde istikamet, sadece sözde değil, başka pekçok alanı da kapsamaktadır. Bunlardan birisi de ticari hayatta istikamet üzere olmaktır. Ticari hayatında istikamet üzere olmak isteyen mümin, öncelikle helal kazanca dikkat etmeli, İslâm’ın haram kıldığı şeyleri alıp satmamalı, faizli işlem yapmak, kumar oyna(t)mak, vergi kaçırmak, müşteri kızıştırmak, stokçuluk yapmak gibi hususlardan uzak durmalıdır. Mü’min, ticaretinde mala hak ettiği değeri biçmeli, ölçü ve tartıya dikkat etmeli ve yalan yere yemin etmemelidir. Alışveriş esnasında dürüst davranıp doğru konuşmalıdır. Nitekim Allah Resulü’nün (a.s.) de buyurduğu üzere, “Dürüst davranmayıp malın kusurunu gizlemek, alışverişin bereketini götürmekle” birlikte haram kazanç elde edilmesine sebep olur. Peygamberimiz (s.a.v.) bir gün bir buğday yığınının yanına gelmiş, elini buğdayın içine daldırdığında parmaklarına ıslaklık dokunmuştu. Bu durumun sebebini sorması üzerine satıcı, “Onu yağmur ıslattı” deyince Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: “O ıslak olan kısmı, insanların görmesi için üste çıkarsaydın ya. Bizi aldatan bizden değildir.”

Sosyal ve Ticari Hayatta İstikamet Üzere Olmak

Hz. Ömer, bir kimse methedildiği zaman, methedene:

“Onunla komşuluk, yolculuk, ticaret yaptın mı? diye sorar. O kişi “hayır” deyince;

­“Zannedersem sen onu camide Kur’an okunurken başını salladığını gördün! der. Adam, “Evet” deyince;

“O zaman metheymeyi bırak.Çünkü ihlas, kulun boynunda asılı değildir” diyerek iyi bir mümin olmanın göstergelerinden birinin de ticari ahlaka sahip olmaktan geçtiğini ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak Peygamberimiz (s.a.v.), “Her ümmetin bir imtihanı vardır. Benim ümmetimin imtihanı da mal ile olacaktır” sözü ticaretle uğraşan kimselerin büyük bir imtihanda olduklarını, helal ve haram konusunda daha bilinçli olmaları gerektiğini gösterir. Özellikle; “Kişinin malını helal bir yolla mı, yoksa haram bir yolla mı kazandığına aldırış etmeyeceği bir zaman gelecektir.” şeklindeki nebevî endişe, Müslüman tüccarlar tarafından dikkate alınmalıdır. Ticaret hayatı içerisinde atılan her adımda Allah Resûlü’nün “Bizi aldatan bizden değildir” düsturu hatırda olmalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adem Verim - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Objektif Amasya Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Objektif Amasya hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Objektif Amasya editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Objektif Amasya değil haberi geçen ajanstır.