Nadide Gürses Tokatlı

Nadide Gürses Tokatlı

Mail: nadidetokatli05@gmail.com

Sevgiyi en çok hak eden en sevgi dolu hastalarımıza ithafen..

Psikiyatri denince dünyanın her yerinde “delilik” veya “deli doktorluğu” akla gelmektedir.  Genel olarak ruhsal hastalıklar içinde, atak sırasında dağınık davranış ve kendi kendine konuşma gibi deliliğe çağrışım yapacak psikotik bozuklukların oranı çok düşük de olsa halk arasında ruh hekimlerinin neredeyse hep bu hastalarla ilgilendiği algısı vardır. Hatta “delilerle “ uğraşmanın onlarda da birtakım “noksanlıklara” yol açtığı düşünülmektedir.

Oysa psikiyatrik hastalıklar da insanın doğal yapısından kaynaklanan diğer hastalıklara benzer bozukluklardır. Nasıl ki diğer hastalıkların tedavisinin keşfi uzun zaman almış, örneğin aşılar ve antibiyotik ilaçlardan önce milyonlarca insan bulaşıcı hastalıklardan zamansız ve gereksiz yere yaşamını yitirmişse, ruhsal hastalıkların tarihi de insanoğlunun tarihi kadar eski olmasına rağmen  anlaşılmaları ve tedavileri yenidir. Tedavideki gelişmeler yeni olduğu için bilinmeyen her zaman korku doğurur ve yanlış değerlendirmeye açıktır.

Şizofreni hastaları benim için mesleki motivasyonumu en çok arttıran hasta grubudur. (Çoğu psikiyatrist arkadaşımın da aynı düşünce de olduğunu biliyorum) Çoğunlukla insanların, o hastaları  kastederek,  sarfettiği “sizin branş da en zoru, biz normali ile anlaşamıyoruz’ sözleri ve düşüncelerinin aksine şizofreni hastalarının çoğunda çocuklarda gördüğümüz masumiyetin erişkinlikte devam ettiğine şahit oluruz. Özellikle TRSM ( Toplum Ruh Sağlığı Merkezi)’de sorumlu hekim olarak görev yaptığım dönemlerde oradaki takipli danışanlarım sayesinde onları daha iyi tanıma fırsatım oldu. Her zaman hastalıklarına bağlı yeti-yıkımlarına rağmen samimiyet ve saygı- minnettarlık duygusunu nasıl bir arada tutabildiklerini gördüm. Daha konuşkan olanları sadece benim hatırımı sormakla kalmaz, eşimin ve çocuklarımın da hatırını sorar, çocukların isimlerini öğrenir ve “ Allah analı babalı büyütsün” gibi dualarla sohbeti sürdürürler. Konuşmayı daha az seven veya utangaç danışanlarımın gözlerini hafif kaçırarak kısık sesle selam verişlerindeki içtenliği ve sevgiyi fark ederim. Hastalık döneminde ellerinde olmadan sergilediği davranış ve sözlerden dolayı eğer hatırlayabiliyorlarsa özür dileyen          ( hastalıklarına bağlı olduğunu bildiğimiz ve bu yola bile isteye çıktığımız için zaten kırılmayız. ) iyileştiklerinde defalarca teşekkür etmeyi ihmal etmeyen sevgili hastalarımızdır onlar..23 yaşında genç bir şizofreni hastamın “ neden hocam şiddet uygulayana ruh hastası diyorlar ki, ben araştırdım; şizofreni hastalarının sadece %3’ü şiddete karışıyormuş’ dediğini ve net bir yanıt veremediğimi anımsıyorum.. Oysa günümüz şartlarında şizofreni belirtilerinin tedavi ile belirgin düzelme gösterdiği ve tedavi altında iken şiddet açısından toplumun diğer kesimlerinden bir fark göstermediği bilinmektedir.  Sevgiyi sonuna kadar hak eden en sevgi dolu danışanlarımızdandır onlar…

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar